Tarih boyunca insanların doğası gereği rekabet her alanda yaşanmıştır. Özellikle de ticari manadaki rekabetler eski zamanlardan beri var olmuştur. Özellikle son yıllarda artan teknolojik gelişmeler neticesinde dünyanın küreselleşmesi rekabeti artırdığı gibi haksız rekabeti de iyice artırmıştır.
Sunulan mal veya hizmetlerin yakaladığı başarıların kötü niyetli rakiplerce kullanılmasını önlemek için belirli hukuki korumalara ihtiyaç duyulmuştur. Özellikle de farklı mal veya hizmetler sunan kişi veya şirketlerin ayırt edilebilmesi için belirli ayırt edici işaretlere ihtiyaç duyulur. Sunulan mal veya hizmetlerden yararlanan tüketicilerin yanılmaması ve yine hak sahiplerinin korunması amacıyla markalaşma yayılmıştır.
Bu amaçla Dünya’da marka tescili önemini iyice artırmıştır. Dünya çapında tanınırlılığa sahip kişi veya şirketlerin iş bu bilinirliklerini koruması buna bağlıdır. Yine dünya çapında tanınmasa bile küçük çaplı işletmelerin de kendi ticari menfaatlerini bu marka tescili ile korumaları mümkündür.
Bu yazımızda marka tescilinin amacı ve Türkiye’deki uygulamaları hakkında açıklamalarda bulunacağız.
Türkiye’de marka tescili ve markaya dair düzenlemeler 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile belirlenmiştir. İş bu kanun 10.01.2017 tarihinde yürülüğe girmiştir. Bu tarihten önce markaya dair yasal düzenlemeler 556 sayılı kararname ile düzenlenmekteydi. 6769 sayılı kanun ile Fikri Mülkiyete dair tüm konular aynı kanun altında toplanarak düzenlenmiştir ve halen yürürlüktedir.
- Hangi işaretler marka olarak tescil edilebilir?
Yukarıda detaylarını açıkladığımız kanunun 4. maddesinde açıkça belirtildiğine göre kelimeler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve ambalaj şekilleri marka olarak tescil edilebilecek işaretlerdir.
Yani belirtmek gerekirse bir kelime bir sayı bir şekil ya da harf marka tesciline konu olabilir. Tabi bu genel bir anlatım olup bir kelimenin bir şekil ya da sayının marka olarak tescil edilebilmesi için belirli şartları taşıması gerekir. Bunlardan en geneli ayırt edici bir özellik taşıması zorunluluğudur. Aksi halde herhangi bir kelimeyi hiçbir ayırt edici özellik olmadan marka olarak tescil etmek mümkün değildir.
- Bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için hangi kriterlere sahip olması gerekir?
6769 sayılı kanunda bu durum ters şekilde düzenlenmiş ve hangi durumlarda marka tescili başvurusunun reddedileceğini düzenlemiştir. Yani eğer marka tescil başvurusu bu kanunda düzenlenen red sebeplerinden birini ihtiva ediyorsa bu durumda yapılan marka tescil başvurusu reddedilecektir. İlgili kanunda red sebepleri mutlak ve nispi red sebepleri olarak iki farklı kategoride düzenlenmiştir.
Buna göre; 6769 sayılı kanunun 5. maddesinde mutlak red sebepleri düzenlenmiş olup bu red sebeplerinden herhangi birini ihtiva eden marka tescil başvurusu kesin olarak reddedilecektir. Mutlak red sebebi denilmesinin sebebi budur ve bu sebeplerden birinin varlığı kesin olarak başvurunun reddedilmesi için yeterlidir. Mutlak red sebepleri nitelik ve özelliklerinden dolayı herkes için kapalı olan işaretlerdir. Örneğin herkesin kullanımına açık olan bir ifadenin bir kişi veya şirketin tekeline bırakılması düşünülemeyeceği gibi genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir işaretin marka olarak tescili de mümkün değildir. Mutlak red sebeplerini detaylı olarak incelemek için yazımızı okuyabilirsiniz.
6769 sayılı kanunun 6. maddesinde ise nispi red sebepleri sayılmıştır. Nispi red sebepleri yukarıda açıkladığımız mutlak red sebeplerinden farklı olarak kamu düzenine ilişkin değildir ve başvuruyu inceleyecek olan kurum tarafından resen dikkate alınmaz. Nispi red sebeplerinde genel manada marka hakkı ihlal edilen tarafın itirazı üzerine ilgili başvuru incelemeye alınır. Mutlak red sebeplerinden genel manada bu tür konularda ayrılırlar. Nispi red sebepleri hakkında detaylı bilgi için yazımızı okuyabilirsiniz.
Buradan hareketle marka olarak tescil edilmesi düşünülen işaretin hem madde 4 teki unsurlardan birine uygun olması, ayırt edicilik unsurunu haiz olması hem de mutlak veya nispi red sebeplerinden birine dahil olmaması gereklidir.
3. Marka tescilinin koruma süresi nedir?
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 23. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere marka tescili ilgili markaya 10 yıllık hukuki koruma sağlamaktadır. Bu süre başvuru tarihinden itibaren işlemeye başlar.
4. Tescil edilmiş marka hangi durumlarda iptal edilir?
6769 sayılı kanunun 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisizi ara verilen markanın iptaline karar verilir.
Bu düzenlemeye rağmen markanın hak sahibinin onayı ile 3. kişilerce kullanılması durumunda da marka kullanılıyor sayılır ve bu düzenleme gereğince markanın iptali gerçekleşmez.
Bununla birlikte bazı durumlarda marka 6769 sayılı kanunun yukarıda bahsettiğimiz 5 ve 6. Maddesindeki red sebeplerine rağmen tescil edilmiş olabilir. Örneğin; bir işletmenin önceden tescil ettirdiği bir markaya çok benzer ve taklit eder şekilde yeni bir marka tescili gerçekleşebilir. Her ne kadar bu markaya başvuru aşamalarında itiraz etmek gerekirse de bu itirazlar belirli sebeplerle yapılmamış olabilir. Bu durumda hak sahiplerinin belirli şartlara uymak koşuluyla marka hükümsüzlüğü davası açması gereklidir. Marka hükümsüzlük davaları ile ilgili detaylı bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.
5. Sonuç
Marka tescili yukarıda açıklandığı üzere ilgilisine hukuki koruma sağlar. Marka hakkından ileri gelen menfaatlerin ihlali halinde zarar gören hak sahibine hem müdahalenin men edilmesi hem de maddi zararlarını tazmin hakkı tanır.
Marka tescili için başvuru ve bu aşamadaki tüm süreçler hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için yazımızı okuyabilirsiniz.


